Sanat, insanın kendini ifade etmesinin özgün bir biçimidir. Teknoloji ise bu ifade biçimlerini her geçen gün yeniden şekillendiriyor. DATALAND bu kesişim noktasında yer alıyor.
Refik Anadol ve Efsun Erkılıç’ın ekipleriyle birlikte hayata geçirdiği bu çalışma; doğadan, şehirlerden ve insanlardan elde edilen büyük veri setlerini yapay zeka aracılığıyla işleyerek, ziyaretçilerin his ve duygu verisinin de birlikte değerlendirildiği yaşayan sanat deneyimlerine dönüştürüyor. Renk, ışık, ses ve hareketin bir araya geldiği bu eserler, verinin yalnızca analiz edilecek bir unsur değil, ilham verecek bir malzeme de olabileceğini gösteriyor.
Beni en çok etkileyen tarafı ise şu günlük hayatımızda geride bıraktığımız dijital izlerin, bambaşka bir yorumla eşsiz bir sanat eserinin parçasına dönüşebilmesi oldu. Teknoloji ile sanatın böylesine doğal bir şekilde buluşması gerçekten heyecan verici.
Böylesine yenilikçi ve büyük bir projeye Türkiye’mizden çıkan bir sanatçının öncülük etmesi de ayrıca iftihar verici. Refik Anadol ve ekibini Türkiye’den itibaren izlediğimi, global yolcuğunu takdir ettiğimi daha önceki yazılarımdan bilirsiniz. Refik Anadol ve Efsun Erkılıç’ı bir kez daha yürekten tebrik ediyorum. Sanatın evrensel diline katkı sunan, teknolojiyi yaratıcılıkla buluşturan bu vizyonun daha da büyümesini diliyorum.
Yıldız Holding olarak bu yolculuğun bir parçası olmaktan ve ilk tuğlalarından birini koymaktan da büyük memnuniyet duyuyoruz. İnanıyorum ki böylesi iş birlikleri, yalnızca tek bir projeyi değil; sanatı, teknolojiyi ve sanatçılarımız aracılığıyla ülkemizin dünyadaki görünürlüğünü de ileriye taşıyor.