Dün Tophane-i Amire’de Mehmet Çebi’nin koleksiyonundan hazırlanan “Sessiz Zarafet” sergisini gezdim.
İsmi sergiyi pek güzel anlatıyor: Sessiz ama zarif…
Hat, hilye ve tesbih sanatımızın seçkin örnekleri bir araya gelmiş. Fakat beni özellikle etkileyen, geleneksel hat sanatının bugünün sanatçılarının elinde aldığı yeni biçimler oldu. Bazı eserlerde bildiğimiz klasik anlayış devam ederken bazılarında renk, ölçek ve kompozisyon bambaşka bir yere gidiyor. Hatta ilk bakışta soyut bir resme baktığınızı düşündüğünüz eserler bile var.
Yeni bir hat anlayışı… Doğrusu bu yeni yorumları hem takdir ettim hem de çok beğendim. Asırlık bir sanatın kendi köklerinden kopmadan bugünün estetik anlayışıyla yeniden yorumlanabilmesi çok kıymetli.
Aslında gelenek dediğimiz şey de böyle yaşamıyor mu? Sadece geçmişten geleni muhafaza ederek değil, her neslin ona kendi bakışını ve estetik idrakini eklemesiyle… Sergide farklı kuşaklardan 16 sanatçının eserlerinin yan yana gelmesini bu bakımdan ayrıca kıymetli buldum.
Bir de tesbihler var… Kehribardan mercana, neceften firuzeye, sedefe kadar farklı malzeme ve ustalıklarla hazırlanmış çok güzel örnekler. Tesbih yalnızca elde çevrilen tanelerden ibaret değil; sabrın, emeğin ve ince işçiliğin de bir sanat eserine dönüşmüş hali.
Mehmet Çebi’yi hem bu güzel koleksiyonu oluşturduğu hem de eserleri kendi dünyasında saklamak yerine toplumla buluşturduğu için tebrik ediyorum. Koleksiyonculuğun en güzel taraflarından biri de bu olsa gerek: Muhafaza etmek kadar paylaşmak.
Sergi 29 Ağustos’a kadar Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde.
Acele gidin, gezin; biraz soluklanın, ferahlayın. 😊
Maşallah, barekallah. Mehmet Çebi’ye ve emeği geçen herkese teşekkürler.