DEVRİMCİLİK / MUHAFAZARLIK / TAASSUP

DEVRİMCİLİK / MUHAFAZARLIK / TAASSUP

Geçen bir arkadaşım, devrimciler devrimden sonra muhafazarkar olur, çünkü devrimi korumaya çalışırlar ve böylece devrim sona erer, derken benim bakışlarımdaki hayreti gören diğeri bizim ahalinin bağnazlığı muhafazakarlık değil, bağnazlıktır diye ekledi.

Bizde cumhuriyetin kurucusu partinin bugünkü yeri haliyle “muhafazakar” oluyor ve klasik Batı anlayışına göre muhalifi iktidar partisi ise devrimci mi?

Ya yeni kavramlar ya da bağımsız düşünce kalıpları gerek. Ama yaşanan bu hızlı değişime ne kadar ayak uydurabileceğiz, merak konusu?!

Kim bilir belki işe yeni romanlar yazarak başlamak lazım, ama kim okur ki. En iyisi dizi film yapmak belki…

Şimdi düşünüyorum; yarım asır önce canlarını sağ / sol yoluna feda etmiş arkadaşlarım ne diyecekler bizler varınca yanlarına???

Bir aydının en değerli varlığı ideolojisi, onçin can verir, can alır, lider yak derse, bedenini ateşe verebilir. Hayatta en hakiki mürşit Şeyh’tir onun için. Çoğu aydın, siyasi fikirlerini çok genç yaşlarda edinir. Edindiği andan itibaren ona göğsünü siper eder, ona tutkuyla bağlanır, canhıraş bir şekilde savunur, kitlelere benimsetmek için bazen kalem, bazen silah atılır. Bir süre sonra o fikrin bağnazı olur. Bu kronik sorun, modernleşme tarihimizdeki en büyük sorunumuz ama hiç kimsenin onu sorun olarak görmemiş olması başlı başına bir sorundur. Bir ideolojiye körü körüne inanan, ona dört elle sarılan ister istemez karşıt fikri, ideolojiyi düşman beller. Bu konuda daha lisedeyken okuduğum Eric Hoffer’in Kesin İnançlılar kitabını da belirtmeden geçemeyeceğim. Bu kitap kitle hareketleri içinde bireylerin  psikolojisine yönelik çok sayıda saptama içeriyor. Mesela kesin inançlıların kendince gerçek ilkeleri bulunmadığı, sadece bir şeye tutunma ihtiyacının şiddeti sebebiyle bu yolu seçtiği belirtiyor. İnsanları birleştirme kabiliyeti en yüksek hislerden birinin nefret duygusu olduğu vurgulanıyor. Bireyin benliğini bırakarak kapalı toplumun bir üyesi haline gelmesinin kişisel menfaatleri reddetme ve bireysel sorumluluklardan azade olma konforu sağladığını ifade ediyor. (https://www.dr.com.tr/kitap/kesin-inanclilar/eric-hoffer/din-mitoloji/din/urunno=0001840834001.)

Oysa gerçek aydın, yanlış gördüğü şey karşısında anında tavır değiştiren aydındır. Değişimden, dönüşümden çekinmez. Yeni fikirlere açıktır.

Her şeyin olduğu gibi ideolojilerin de son kullanma tarihleri vardır. Zaman onları da eskitir. Size eski gelen fikirlerinizi, ideolojilerinizi atarken sakın üzülmeyin, israf yapmış olmazsınız! Çünkü en büyük israf, aslında zihinlerdeki kıtlıktır.

O halde imanımız bizde kalsın ama mürşidlerimizi güncellemekten çekinmemeliyiz!

“Lazım olur…” diye bana bu notu yazmama neden olan Muhsin Kızılkaya’nın yazısının köşe yazısının linkini buraya bırakıyorum- https://www.haberturk.com/ozel-icerikler/muhsin-kizilkaya-2291/3872091-lazim-olur

En çok okunanlar

GELİŞMELERDEN HABERDAR OLMAK İÇİN KAYIT OLUN

Benzer İçerikler

En çok okunanlar

GELİŞMELERDEN HABERDAR OLMAK İÇİN KAYIT OLUN

GELİŞMELERDEN HABERDAR OLMAK İÇİN ABONE OLUN