SANAT KOLEKSİYONCULUĞU, MUHAFAZA VE PAYLAŞMA

SANAT KOLEKSİYONCULUĞU, MUHAFAZA VE PAYLAŞMA

Ben sanat eseri almanın zenginlikle alakalı olduğunu sanmıyorum. Fakat borçlu olarak ya da taksitle veya bütçesi olmadan sanat eseri almak, özellikle bütçeden açık verecek şekilde almak ne kadar tavsiye edilir, onu da bilmiyorum. Diyelim ki zengin değilsiniz de fazla paranız var, bir sanat eseri alabilirsiniz, koleksiyon da yapabilirsiniz; yani illa koleksiyoncu olmak şart değil. Zaten koleksiyoncuların farklı bir mantığı vardır, biliyorsunuz; belli kategoriler, belli dönemler veya belli kriterleri göz önüne alarak koleksiyon yaparlar.

Mesele koleksiyonerlik değil; benim koleksiyon yapma güdüm sadece beğendiklerimi muhafaza etmek ve paylaşmakla alakalı; onçin bilhassa yazılar tabii, yani doğru ve düzgün yazılmış olması önemli; tabii bezenmişse daha da güzel ama neticede hatların manalarıyla ilgileniyorum. Manaları kaybolmasın, başkaları da bunları okusun öğrensin diye… Zaten bir sergimizin adını da “Konuşan Yazılar” koymuştuk. O da bunu ifade ediyor sanırım.

Genel olarak sanat eserlerine gelince, genelde hoşuma giden, baktıkça inşirah veren şeyleri tercih ediyorum. Modern sanat tabii çok daha çetrefilli bir konudur; her bakanın ayrı bir şey gördüğü, hatta bazen eğiticidir. Genellikle onları tercih ediyorum. Yani standartlara uygun bir koleksiyoner değilim.

Eserin değerine gelince, piyasada bir ederi vardır. Aldıktan sonra bunun değeri ne olacak derseniz; bence eser benim olduğu için ederi ilk değerinden fazladır. Yani hiçbir zaman değersiz hale gelmez. “Tekrar satar mısınız?” derseniz; zaten satmayı düşünerek almıyorum. Hatta şöyle: “Efendim bu parayı bir kenara koyayım, değerlensin; bankada dursun veya bir yatırım yapayım” dediğim yerlerde alternatif olarak sanata para harcamıyorum. Sanat bütçem ayrıdır.

Benim için önemli olan, o bana ait şeylerin muhafaza edilmesi, geleceğe aktarılması, onları insanlarla paylaşmam ki insanlar da benim onlara gösterdiğim hürmeti göstersin, zevk alsın, mutlu olsunlar düşüncesiyle sanat eserlerini edinmeye gayret ediyorum.

Sanatçılara gelince; bence artık fakir sanatçı yok. Çok kolaylıkla çeşitli şekilde para kazanabiliyorlar. Ama çalışkan sanatçılar, tembel sanatçılar; kendini geliştiren, özgün kalabilen sanatçılar; kopyacı sanatçılar var belki… Ama mutlaka sanat bir yetenektir ve yeteneği geliştirmek lazım.

Sanat zengine borçlu mu? Zengin bu sanatları anlamayı seviyor. Bu bence sanatçı ile zengin olmak arasında bir ilişki. Bu ilişkiyi nasıl kurarsanız öyle gider. Sanatçı: Ben hiç kimseye borçlu değilim, diyerek sanat yapıyorsa mutlaka karşılığını bulur. Zengin de kendini sanata adamış hissediyorsa, başka birçok şey de hissedebilir, mesela kendini ifade etmenin yolunu böyle buluyorsa, parasını harcayarak zenginliğini gösterip kendini övüyorsa, demek ki boş bir değerdir zaten. O insanın da bir özgürlüğü yoktur.

Tabii ki insan olarak bir değeri olması lazım, parayla ölçülen değil. Ama his buysa, para harcıyor; sanatçı da zaten o his için, yani tatmin için eser yapıyor. Bence bu açıdan anlamak lazım. Belki tatmin daha doğru bir tanım olabilir.

“Sanatı sevmeyen insan” zenginse bile yoksunluk yaşar. Doğru; yani estetikten anlamayanın yoksunluk içinde yaşayacağını düşünenlerdenim. Bu insan mutlu olamaz kolayca, çok zorlanır hayatta.

 

Not: Açık kaynak niteliğindeki bu yazı yazar zikredilerek iktibas edilebilir. Telif gerektirmez.

En çok okunanlar

GELİŞMELERDEN HABERDAR OLMAK İÇİN KAYIT OLUN

Benzer İçerikler

En çok okunanlar

GELİŞMELERDEN HABERDAR OLMAK İÇİN KAYIT OLUN

GELİŞMELERDEN HABERDAR OLMAK İÇİN ABONE OLUN