Yapay zeka kullanıyor muyuz? Artık asıl sormamız gereken, “Kullandık da ne oldu?” olmalı.Satışa, karlılığa, çalışanlarımıza ve müşterilerimize ne kattı? Daha hızlı ve isabetli kararlar almamızı sağladı mı?Dün Cem Boyner ve iş dünyasından birçok değerli isimle Fast Company CEO Council buluşmasında bir araya geldik. Liderlikten değişen müşteri beklentilerine, finanstan teknolojiye uzanan gündemi farklı deneyimler ve bakış açılarıyla değerlendirdik.Inspark CEO’su Serdar Susuz’un moderatörlüğündeki “Başkanın Yapay Zeka Ajandası” oturumunda ise Silikon Vadisi GOYA’mızdaki gözlemlerimi, Yıldız Holding’deki çalışmalarımızı ve yapay zekanın şirket yönetiminde neleri değiştirebileceğine dair düşüncelerimi paylaştım. (https://muratulker.com/bati-yakasi-goyasi-yapay-zekada-kuresel-teknoloji-sirketleri/)Vadiden dönerken aklımdaki düşüncelerden biri şuydu: Biz yakında yapay zekayı işe alacağız! Organizasyonda bir görevi, yetkisinin sınırları, hedefleri ve performans kriterleri olacak. Bugün ona soru soruyoruz; yarın iş verecek, neticesini takip edeceğiz.Bu da yalnızca teknoloji yatırımıyla olmayacak. İş yapış biçimlerimizi, organizasyonumuzu, yetki ve sorumluluklarımızı yeniden düşünmemiz gerekecek. Yönetimin mesuliyeti ise devam edecek: Doğru takımı kurmak, kaynakları doğru kullanmak ve işi iyi yönetmek. Yapay zekadan faydalanmak için kendimiz de bizzat kullanacak, deneyimleyeceğiz.Ben neticeye bakarım. İşimize ne kattı, çalışma arkadaşlarımızın daha mutlu ve verimli olmasını sağladı mı, müşteriye daha iyi ürün ve hizmet sunabildik mi? Yani #mutluetmutluol.Serdar Susuz’a, görüşlerini paylaşan tüm konuşmacılara ve Fast Company ekibine teşekkür ederim. Söyleşinin tüm soru ve yanıtlarını blogumda paylaştım. Peki sizce yapay zekanın işinize katkısı en çok nerede görülüyor?
1.Silikon Vadisi’nde Microsoft, Meta, OpenAI, Anthropic, Google gibi şirketlerle görüştünüz. Orada gördüğünüz hangi gelişme ile Türkiye’deki iş dünyasının gündemini karşılaştırdığınızda ne dersiniz?
Silikon Vadisi’nde beni en çok etkileyen gelişme, yapay zekanın artık konuşulan, denenen bir teknoloji değil işin icrasında kullanılıyor olmasıydı. Goyamızda fabrika sahasında bakımda, perakendede btl kampanyaları hazırlarken yapay zeka ajanlarının nasıl kullanıldığını gördük. Microsoft’ta ise yapay zeka ajanlarının bir kişisel asistan veya ofis çalışanı gibi rutin işleri öğrenip sürekli yapacağı anlatıldı. Ben orada şöyle düşündüm: Biz yakında yapay zekayı işe alacağız! Organizasyonda bir yeri, görevi, hatta performans kriterleri olacak ve kendinden müteharrik şekilde işlerimizi görecek.
Ama vadide gördüğüm bir başka yaklaşım da en az bunun kadar önemliydi. Apple’da “Yapay zeka yalnızca bir teknolojidir; onu sadece var olduğu için kullanmayacağız” dediler.
Türkiye’de de yapay zekaya büyük bir ilgi var. Ancak artık yapay zeka kullanıyor muyuz, sorusundan çok kullandıkta ne oldu, diye sormamız gerekiyor yani neyi daha iyi yaptık; mesela satış mı arttı, müşteriyi mi daha memnun ettik, zamanını daha verimli mi kullandık, daha hızlı ve doğru mu kararlar mı veriyoruz.
Çünkü Silikon Vadisi’nde yarış artık en iyi yapay zeka modelini geliştirmek değil, en iyi ve etkili kullanabilmekte…
Çünkü yapay zekadan sonra organizasyon yapımızı, iş yapış süreçlerimizi dönüştürmek için yeniden tasarlamalıyız.
Haydi biz de Türkiyemizde bu yolda süratle ilerlemeliyiz.
2.Silikon Vadisi’nden döndüğünüzde “Bundan sonra şirket yönetimi böyle yapılmalı” dediğiniz en önemli üç gözleminiz ne oldu?
Ben Silikon Vadisi’nden dönüşümde Yıldız Holding’de bir süredir yaptığımız bazı işlerin doğru yönde ilerlediğini gördüm, ama hızlanmalıyız.
Yapay zeka artık IT’nin işi değil, herkesin işinin içinde… Sonra yapay zekayı ancak başarılı kullanır ve rekabetçi olursanız bir işe yarar ve yapay zeka size hız kazandırmalı!
Büyümek, değer yaratmak gerekli ama tüm bunları verimli yapıyor olmalıyız. Yeni ürünler, farklı pazarlara erişim, tüketici davranışlarının daha iyi anlaşılması ve tüm bunları başaracak yeni iş modelleri oluşturmak, bilhassa Yıldız Holding’in küresel marka ve dağıtım gücü düşünüldüğünde burada büyük ödev ve fırsatlar var.
3.Yapay zeka artık bir teknoloji yatırımı mı, yoksa şirketlerin iş modelini ve organizasyon yapısını yeniden tasarlamasını gerektiren bir dönüşüm mü?
Asla yapay zeka mecburi yatırım, bilgisayar dünyası icad olduğunda dijitalleşmek ve bilgisayarlaşmak bir seçenek gibi görülüyordu. Bugünse aksi düşünülemez.
Benim tavsiyem bizim Yıldız Holding’de yaptığımız gibi bir Yapay Zeka Yönlendirme Komitesi kurarak Yapay Zeka Manifestosu hazırlamak, yapay zekayı herkese öğretmek, mesela biz Yapay Zeka Akademisi’ni hayata geçirdik. Çünkü yapay zekayı öğrenmek başka, onu işin içinde istihdam başka.
Bence esas değişiklik bundan sonra gelecek. Bugün organizasyon şemasına bakınca insanları ve görevlerini görüyoruz. Yarın bazı işleri insan yapacak, bazılarını yapay zeka ajanları, bazılarını da beraber yapacaklar. O zaman organizasyon şemasını, yetki ve sorumlulukları başka türlü düşüneceğiz. Yapay zekâ ajanlarının organizasyonda istihdamı sonrasında onlara anahtar perfornmans göstergeleri atanması yanında hesap verebilirlik ve denetim boyutunu da ekleyebiliriz.
4.Siz, yapay zeka insanın yerine geçmekten çok insanı güçlendiren artırılmış zeka olmalı diyorsunuz. Peki yönetim kurulu seviyesinde hangi kararları yapay zekaya bırakabilir, hangilerinde son söz mutlaka insanda kalmalı?
Ben dahil bizim şirkette hiç kimsenin tek başına yetkisi yoktur, dört göz iki gözden iyidir. Onçin hedefimiz kararları yapay bırakmak yerine yapay zekanın bizim işlerimizi daha iyi yapmamıza nasıl yardımcı olacağıdır.
Daha önce zeka ile aklın aynı şey olmadığını söylemiştim. Zeka bilgiyi bulur, işler, ilişkilendirir. Bugün yapay zeka bunu bizden çok daha hızlı yapıyor. Yönetim kurulunda ya da gündelik işlerde bundan sonuna kadar faydalanırım. Önümüze gelen bir yatırımın farklı senaryolarını çalışsın, verileri derlesin, alternatifleri yan yana koysun. Tüm bunları yaparak bizim daha iyi ve stratejik kararlar vermemize yardımcı olsun.
Zaten yönetim kurulunun işi bütçeleri onaylamak, kaynak tahsis etmek, performansı değerlendirmek gibi üst düzey işlerdir. Yönetim kurulu tüm veriyi değerlendirip bir hükme varırken arttırılmış yapay zeka ile daha doğru ve hızlı karar verebilir.
5.Yapay zekanın gerçek etkisini ölçmek için CEO’lar ve yönetim kurulları hangi üç metriğe bakmalı? Verimlilik, maliyet, gelir artışı, hız, inovasyon…
Bu üç metrik neyi daha iyi yani hızlı ve doğru yaptığımızı ölçmeli!
Daha hızlı yaptık ama daha doğru yapmadıysak bunun bana ne faydası var? Maliyeti düşürdük ama müşteriyi kaybettiysek başarılı mı olduk? Çok sayıda yapay zeka projesi başlattık ama satışa, karlılığa, müşteriye hiçbir tesiri olmadıysa neyi ölçeceğiz?
Yine de üç başlık isterseniz ben neticeye bakarım. İlki işin gelir ve karlılığına ne kattı? İkincisi insana etkisi, çalışma arkadaşlarımızın daha mutlu ve verimli olmasını sağladı mı? Üçüncüsü müşteriyi daha iyi anlamamızı, ona daha iyi ürün ve hizmet sunmamızı sağladı mı? Yani mutluetmutluol!
6.Şu anda yapay zekanın Yıldız Holding’de yarattığı en somut ekonomik değer nerede ortaya çıkıyor? Maliyet azaltma mı, satış mı, üretim mi, tedarik zinciri mi, pazarlama mı?
Bugün tek bir alan söylemem gerekirse önce verimlilik derim. Ama verimlilik deyince ben bir işi sürecinin tüm yönlerini kasdediyorum; sadece aynı işi daha az kişiyle yapmak anlaşılmasın.
Bugün kullananlar için yapay zekadan en büyük faydayı şöyle gördük demek için erken, henüz yolun başındayız. Yapay Zeka Yönlendirme Komitemizin önemli vazifelerinden biri hangi proje ile yatırımdan ne elde ettiğimizi ölçmektir.
Bence yapay zekanın asıl ekonomik faydası verimlilikte ama esas değer daha hızlı ve isabetli karar almakta olacak!
7.Bir patron veya CEO, yapay zeka çağında kendi rolünü nasıl yeniden tanımlamalı?
Yapay zeka geldi diye patronun rolü değişmez. Patronun işi teknoloji tahsis edip işi doğru yönetmektir. Araçlar değişiyor ama patronun mesuliyeti değişmiyor.
Ben zaten iş hayatım boyunca her konuda kendi alanında benden daha iyi insanlarla çalışmaya gayret ettim. Patron her şeyi en iyi bilen kişi olmak zorunda değil. Bilakis etrafına kendisinden daha iyilerini bulup takım kurmalı. Şimdi buna yapay zeka da takıma dahil oluyor. Benden hızlı tarıyor, daha çok bilgiye ulaşabiliyor, benim göremediğim ihtimali hesaplıyabiliyor; bu benim işime gelir.. Ben bundan niye rahatsız olmam, faydalanırım.
Üstelik artık bunlar gelecekte olacak şeyler de değil. Küçücük bir cihaz düşünün; karşı tarafın iznini alarak toplantınızı dinliyor, kayda geçiriyor, sonunda size özetini ve yapılacak işleri çıkarıyor. Üstelik bunu farklı dillerde yapabiliyor. Çalışma arkadaşlarımın böyle araçları kullandığını görüyorum. Bir de gözlükler çıkmış anında karşındaki insanın konuştuklarını çeviriyor. Bunlar bile küçük ama günlük hayata sirayet eden önemli gelişmeler. Biz global bir şirketiz; dünyanın farklı ülkelerinden insanlarla her gün çalışıyoruz. Dil bariyerinin ortadan kalkması küçümsenecek bir şey değil.
Ama bunun için patron da bizzat kullanacak ve deneyimleyecek.
Benim için mesele yapay zekadan daha iyi olmak değil; onu da iyi bir ekip arkadaşı gibi kullanıp işi hızla başarmak.
8.Yapay zeka organizasyon şemasında yetki ve sorumluluğu olan bir eleman olduğunda diyorsunuz. Bir yapay zekaya gerçekten yetki vermekten neyi kastediyorsunuz? Hangi kararı bir AI ajanına teslim edebilirsiniz?
Ben “organizasyon şemasında yetki ve sorumluluğu olan bir eleman” derken yapay zekayı genel müdür yapalım demiyorum tabii. Bir elemanı işe aldığınızda ne yaparsınız? Vazifesini tarif edersiniz, yetkisinin sınırını belirlersiniz, hedefini koyarsınız ve neticesine bakarsınız. Yapay zeka ajanlarında da bunun olacağını düşünüyorum.
Mesela bugün bir çalışanımız belirli kurallar içinde stok seviyesini takip ediyor, sipariş hazırlıyor, fiyatları karşılaştırıyor, bir sapma olduğunda harekete geçiyorsa yarın bunların bir kısmını bir yapay zeka ajanı yapabilir. Her seferinde bir insanın “şimdi bunu yap” demesini beklemeden, kendisine verilen sınırlar içinde işi başlatabilir ve takip edebilir.
Yetki dediğim tam olarak bu. Yoksa “Şirket adına istediğin kararı ver” demek değil. İnsanlara da böyle bir yetki vermiyoruz zaten. Bence asıl değişiklik burada olacak. Bugün yapay zekaya çoğunlukla soru soruyoruz, cevap veriyor. Yarın ona iş vereceğiz ve neticesini takip edeceğiz. O zaman gerçekten organizasyonun bir parçası haline gelmiş olacak.
Ben de önce tekrar eden, kuralları ve sınırları açık, yanlış yaptığında geri döndürülebilecek işlerden başlarım. İşini iyi yaptığını gördükçe yetkisini artırırım. Yeni işe aldığımız bir çalışma arkadaşımıza yaptığımız gibi.
9. 2030’a baktığınızda, bugünün hangi şirket avantajlarının artık geçerli olmayacağını düşünüyorsunuz?
2030 çok uzak değil. O yüzden bugün kıymetli olan her şeyin beş sene sonra kıymetsiz olacağını söylemek bana biraz iddialı geliyor. Güçlü marka, iyi ürün, dağıtım kabiliyeti, müşterinin güveni yine kıymetli olacak. Ama bazı şeylerin tek başına avantaj sayıldığı dönem bitiyor.
Mesela bilgiye sahip olmak. Eskiden bilgiye ulaşmak, onu analiz edecek büyük ekipleri kurmak ciddi bir üstünlüktü. Şimdi aynı bilgiye herkes ulaşabiliyor, yapay zeka da çok kısa sürede işleyebiliyor. O halde mesele ne bildiğinizden ziyade, bildiğinizle ne yaptığınız olacak.
Aynı şekilde yalnızca büyük olmak da yetmeyecek. Hatta büyüdükçe kendi işinizi bozabilmek daha önemli hale geliyor. Biz bunu yapay zekayla öğrenmedik. Yıllar önce Yıldız Holding’de Digital Disruption grupları kurduk. Çalışma arkadaşlarımıza adeta “Bugün yaptığımız işi yarın nasıl başka türlü yapabiliriz, teknolojiyi kullanarak neyi altüst edebiliriz?” diye sorduk. Beş günde 220 gönüllüden 116 proje fikri geldi. Elektronik kamyon mühründen enerji takibine, e-imzadan doğru ürünü doğru noktaya göndermeye kadar pek çok fikir çıktı. Daha sonra rota optimizasyonu, talep tahmini, müşteri analitiği gibi çalışmalar yaptık. Yani kendi işimizi başkasının bozmasını beklemeden kendimiz sorgulamaya çalıştık.
Ben o zaman da avantajı teknolojinin kendisinin değil, çalışanlarımızın cesareti ve çevikliğinin yaratacağını söylüyordum. Bugün yapay zekayla bu daha da önemli.
Dolayısıyla 2030’da “Biz büyüğüz, çok verimiz var, çok insanımız var, yıllardır bu işi yapıyoruz” demek kimseyi korumayacak. Geçmişte sizi başarılı yapan şey, değişmesine izin vermezseniz yarın dezavantajınız bile olabilir.
Teknoloji herkesin eline geçebilir. Kendini sorgulamak cesareti, çeviklik ve teknolojiyi işe dönüştürmek kabiliyeti ise o kadar kolay kopyalanmaz.
Not:Açık kaynak niteliğindeki bu yazı yazar zikredilerek iktibas edilebilir. Telif gerektirmez.