Yine önce geçen haftadaki yazımı özetleyerek başlayayım… Yazıma şöyle bir soru ile başladım: ”Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok Mu?” Daha sonra Linda Nochlin’in yeni baskısı 2022 yılında yapılan “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?” isimli kitabı üzerinden kadın ve sanat konusunu inceledim. Türkiye’de son belediye seçimlerinde gördüğümüz kadın hareketi beni bu konuya eğilmeye sevk etti. […]
Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok mu? Bugün ilk olarak Linda Nochlin’in yeni baskısı 2022 yılında yapılan “Neden Hiç Büyük Kadın Sanatçı Yok?” isimli kitabı üzerinden kadın ve sanat konusunu inceleyeceğiz. Türkiye’de son belediye seçimlerinde gördüğümüz kadın hareketi beni bu konuya eğilmeye sevk etti. Kadın erkek eşitsizliği meselesini anlamak için çok okuyorum. Linda Nochlin, Amerikalı bir […]
İYİLİK YAP DENİZE AT, BALIK BİLMEZSE HALİK (YARADAN) BİLİR. GOYA YAPARSAN KARŞILIĞINI ALIRSIN.Sanata yatkınlık biraz deneyimlemekle, görmekle, yerinde yaşayarak birebir maruz kalmakla ilgili bir şeydir. Bu yüzden gençlerin önemli bienallere katılımını oldukça kıymetli buluyorum. Bir yandan bienaller evrensel sanatta yeni eğilimlerin, yeni sanatçıların ortaya çıkmasına imkan sağlayan, belirlenen kavramsal çerçeveleri içerisinde ve etrafında hepimizin tartıştığı […]
Geçen hafta Burhan Doğançay’ı yazdım. O Türk sanat dünyası için oldukça mühim bir isim. 1929’da doğan sanatçının yaşam öyküsüne baktığımızda da ne kadar çok yönlü olduğunu, hayattan beslenmenin onun ne kadar odağında olduğunu görebiliyorsunuz.Onu tanır bilirdim ama samimiyetimiz Mavi Senfoni’yi aldıktan sonra başladı. O dönemler New York’da yaşıyordu ve ben de iş için gidip geldikçe […]
Ebru Döşekçi önemli heykel sanatçılarımızdan. Aslında İletişim Fakültesinde okumuş. 1993 Ege İletişim Halkla İlişkiler Mezunu. Sanat orta, lise yıllarından beri hayatında imiş. Önce önde gelen yabancı şirketlerden birinde profesyonel olarak çalışmaya başlamış; çoğu profesyonelin hayalindeki şirketlerden biri. O sırada heykel yapıyormuş. Sonra Yeditepe Üniversitesi’nde sanat eğitimi almaya karar vermiş. Hatta o dönemde evlenmiş, iki çocuk […]
“Ahmet Güneştekin’in her eseri öyküyü geçtim bir romandır” başlıklı yazımın (Yazı linki) bir bölümünde dedim ki: “Güneştekin bugüne kadar yurt dışında bir çok sergi açtı; New York, Berlin, Venedik, Miami, Hong Kong, Barselona, Madrid, Budapeşte, Atina, Selanik, Cenevre, Viyana, Bakü, Peç, Brandenburg, Weilburg, Dresden ve Amsterdam başta olmak üzere çok sayıda dünya şehrinde uluslararası galeriler […]
Ahmet Güneştekin’in hikayesi Batman’da Garzan işçi kampında kalabalık bir ailede dünyaya gelmesiyle başlamış. Memleketine, Anadolu topraklarına ve onlarda yaşayan efsanelere duyduğu saygı, verdiği değer sanatında da özenle işlenerek karşımıza çıkıyor. O kendi sevdiği işi küçük yaşlarda keşfedenlerden, 9 yaşında yağlı boya resim yapmaya başlamış, ilk sergisini ortaokul 3. sınıfta okulun koridorunda açmış, lise zamanlarında ise […]
1965te Fransa’da doğan, 90lı yılların ortasında kendi kendine denemelerle sanat hayatına başlamış olan Laurence Jenkell, eserleri 25ten fazla ülkede sergilenen ve birçok galeride çalışmalarına yer verilmiş bir sanatçıdır. Dev bonbon heykelleriyle ünlüdür (*). Yaptığı bonbonların, akıp giden zamanı ve hızla geçen çocukluğu yeniden yaşama yolu olduğunu ve zamana başkaldırış şekli olduğunu söylüyor Jenkell ve şunu […]