Paylaştıklarım

Paylaştıklarımdan, Bu Pazar Yazısı;

LinkedIn

Fethi Ağalar bey Boğaziçi Üniversitesinde “Master” dersi hocamdı.
Üniversiteye başladığımda 80 öncesi, o şartlarda oldukça haylaz bir talebeydim. İlk sömester ortalamam 1,82 idi. Neyse sonra toparladım, son sömestir 3,60 ile noktaladım. Okudukça dersler hoşuma gitmişti. Ama hayata atılmak istiyordum. Aceleden olacak son yıl mastır derslerine de dinleyici olarak katıldım, Mali Kontrol Teknikleri ve Yeni Ürün İdaresi hala hatırladıklarım… hatta ilkinden Fethi hocadan AA almıştım. O da beni mezun sanıp iş teklif etmişti. İlk ve son mülakatımdı. Halbuki Ülker’de yarı zamanlı çalışıyordum…
Neyse, belki bir gün hocamla beraber o anıları size yazarız. Kendisi her pazar bize bir “pazar yazısı” mail atar. Müsaadenizle paylaşayım.

Bu Pazar Yazısı;

“RİVİAN”  ve  “LUCİD”, bilinen markalar ve tanınan isimler olmamasına rağmen, iki yeni elektrikli araç “üretim başlama” şirketi olarak, yılların şirketi Ford’dan daha değerliler. İki şirket de elektrikli araç üretimine başlayarak araç teslimine geçen aylarda başladılar. Üretimleri halen toplam yüzlerce adet olmasına rağmen, her iki şirketin hayalleri çok büyük. Lucid’i destekleyen en büyük yatırımcısı “Saudi Varlık Fonu”, Rivian’ın  arkasında ise, şimdiden şirkete 100 bin araç siparişi veren Amazon var. Lucid’i; Tesla’nın lüks S modelini yaratan ve üreten ekibin  başındaki Peter Rawlindon yönetirken, Rivian’da ise şirketin kurucusu olan ve motor üretimi üzerinde doktora yapmış olan RJ Scaring var.
Rivian elektrikli “pickup-pikap” üretiyor. Ford’un bu alanda üretim aşamasında olan 
“F-150” model pickup’ı piyasaya çıkmadan, Rivian şu anda yollarda ve hedeflediği müşteri kitlesi ve aracın özellikleri Ford’dan çok farklı. Kamp yapmak isteyenler için özel çadır saklama bölümü, müziğe düşkün olanlar için açık havada müzik dinlemek için araç dışına taşınabilen müzik aygıtları, istendiği takdirde araca eklenebilecek kamp sahalarında kullanılabilecek özel mutfak bölümleri ile tamamen genç kuşağa ve belirli günlerini doğa ile başbaşa geçirecek iş adamlarına hitap eden ve en ucuz modelinin bile Ford’dan yüzde elli daha pahalı olan bir araç.
Lucid ise ultra lüks, Amerika’nın en üst pazar segmentine hitap etmek için tasarlanmış. Bu segmentin en çok aranan araçı olan Mercedes-S’den daha pahalı ve 169 bin dolarlık fiyatı ile çok iddialı. Elektrikli araçlar için rekor sayılabilecek 500 millik kullanım süresi, 20 dakikada 300 mil şarj edilebilme imkanı gibi teknik özelliklerinin yanı sıra, özel deri koltukları, gümüş rengi okaliptus ağaç ile kaplı iç dekoru ile bu alanda şimdiden en lüks sedan olarak piyasada yerini almış durumda.
İki şirket ürün seçimi yaparken pazarın önemli ve büyük üreticilerinden uzak durmaya çalışıyorlar. Ford, GM gibi yılda milyonlarca üretim yapan firmaların ulaşamayacağı kalite ve ilave edilen bir çok özel bölümleri ile şu anda piyasada rakipsizler. Yaptıkları stratejiye uygun olarak piyasaya sürdükleri araçların kalitesi, hitap ettiği müşteri kitlesinden gelen talepler ve her iki şirketin üretim kapasitelerinin büyüklere göre limitli olması nedeni ile iki şirkette şimdi otomobil piyasasının değer olarak en üstündeler. Buradan çıkaracağımız ders, doğru ürün, doğru stratejileri ile en büyüklerden daha değerli olabilme ve büyüme şansınızın olduğu.

Avrupa Birliği 300 milyar euro’luk yeni yatırım planını bu hafta açıkladı. Avrupa Birliği Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen  “şu anda alternatifsiz olarak, global piyasalarda büyük projeleri finanse eden Çin’e alternatif olacak demokratik devletlerden oluşan bir yapının bundan sonra tüm projeleri inceleyerek uygun olanları işletmeci, ortak veya finansör olarak destekleyeceğini” açıkladı.  Bu güne kadar Çin Afrika’daki ihtiyacı olan ülkelerden başlayarak, dünyanın her yerinde yapılmakta olan veya özelleştirilen liman, demir ve karayollarını satın alarak veya ortak olarak, bu alanlarda  AB ülkelerinin etkinliğini önemli derecede azalttı.
Avrupa Birliğinin bu kararında  kendi üyelerinin önemli liman ve karayollarının işletme haklarının Çinliler tarafından satın alınmasında önemli bir etken oldu. Çin’in “Cosco” firması Yunanistan’ın Pire limanının çoğunluk hissesine sahip. Çin, Hırvatistan’da yapılacak olan stratejik bir karayolu projesinin yapım ve işletim haklarını da  satın almış bulunuyor. Konu hakkında yorumlar yapan Alman Marshall Fon Başkanı Andrew Small “bu uygulamanın mali kaynak sıkıntısı nedeniyle Çin’in teklifini istemeden kabul etmek zorunda kalan bir çok ülkeye yeni ve gerçekçi bir alternatif olacak” diyor.
Alınan karar ve ayrılan fon, A. Birliğinin daha aktif bir dış politika izleyeceğini ve Çin’e “bizde buradayız, bundan sonrasında dünyanın stratejik bölge ve ülkelerinde yalnız başına at koşturmana müsaade etmeyeceğiz” mesajı taşıyor. 
Afrika’da tüm anahtar bölge ve ülkelerdeki liman ve demir yollarının işletmelerinin Çinli  şirketler tarafından yapılması ve aynı stratejinin yavaş yavaş Avrupa’nın stratejik bölgelerine kayması, Avrupadaki bir çok devleti ve şirketi rahatsız etmiş durumda. 
İşin özetini bizlerin çok kullandığı iki nitelikli ve eski söylem çok iyi açıklıyor. “Ateş bacayı sarınca” AB karşı atağa geçti ama “umalım ki, atı alan Üsküdar’ı geçmiş olmasın”. 

Amerika’da gündem ise, Silikon Vadisinin en büyük şirketlerini idare eden Hintli yöneticiler. Parag Agrawall’ın Twitter’a C.E.O. olarak atanması ile birlikte, Microsoft’ta Satya Nadella’dan başlayan ve IBM, Adobe, Vimeo başta olmak üzere on büyük şirketin yönetiminde Hint asıllı göçmenler söz sahibi oldular. 
Hint asıllı göçmenler Amerikan nüfusunun 1%’ini oluştururken Silicon vadisindeki çalışanların 6%’sını oluşturuyor. Bu çalışanların büyük çoğunluğu ise şirketlerde üst seviyede yönetici olarak görev yapıyorlar. Başarılarının nedenlerini inceleyen “Tata”nın  eski yöneticisi “Gopalakrishnan” “The Made in İndia Manager-Hindistan Yapımı Yöneticiler” isimli kitabında yokluk, zorluk ve ülkenin yaşam şartlarında olan kaosun Hintlileri doğuştan “yönetici olmaya” zorladığını anlatıyor. Kitabında bu şartlarda yetişen insanların iş hayatlarına ve çalışma saatlerine öncelik vererek üst seviyelerde yönetici noktasına geldiklerine dikkat çekiyor. Bu yönetici kadronun hemen hemen hepsinin aynı zamanda Amerika’da okumuş veya Yüksek Lisans yapmış olmaları başarılarının diğer önemli bir anahtarı. 
Hindistan asıllı milyarder iş adamı ve “Sun Microsystems” kurucusu ve sahibi “Vinod Khosla” ise, Hindistan’da herkesin Ingilizce bilmesi ve eğitimin ağırlıklı olarak bu dilde yapılmasının bir çok zeki ve çalışkan Hintli gencin ülke dışında iş bulmasında ve çalışkanlıkları ile de önemli pozisyonlara gelmesinde önemli faktör olarak görüyor,
Hintlilerin, bu alandaki başarıları yalnız Amerika’da devam etmiyor, Hindistan’da yeni kurulan bilgi teknolojileri şirketlerine yapılan yabancı yatırımlar milyarlarca doları bulmuş durumda ve bu alanda Hindistan dünyanın en çok yatırım çeken ülkesi ünvanını koruyor.

Bu haftanın özeti her hafta yazdığım ve yıllardır değindiğim üniversitelerimizin her yıl düşen eğitim seviyeleri ve dil bilmeyen, dünyadan kopuk yalnız kendi reklamlarını yapan yöneticileri ile yukarıda anlattığım alanlarda nasıl strateji geliştireceğiz ve nasıl dünya çapında oyuncu olacağız sorusu. 
Biz NewYork borsasında yönetici olan, bu alanda eğitim alan, dünyası ve vizyonu olan gençleri politik ayak oyunları ile görevden alıp, bu alanda hiç tecrübesi olmayan ve konuyu bilmeyen bürokratlarla devam edecek olursak, gelecekten ne bekleyeceğiz?

Ülkemizin geleceğinden hiç şüpheniz olmasın, ama gençlere bu ümitsizliği veren yüksek öğrenim sistemimiz ve bunu yönetenlerin, kendi yerlerini sağlamlaştırmak için her türlü ayak oyunu yapmaktan çekinmeyen bürokratların, yolunuzdaki en büyük engeller olduğunu bilerek, bu alanlarda acil değişime gitmemiz gereğini de unutmayın.

Fethi Ağalar

6 Aralık 2021

YORUM YAZIN