Yazılarım

Son Sözü Tüketici Söyler! İşte dünyanın en büyüğü ANUGA Gıda ve İçecek Fuarının özeti…

LinkedIn

Gıda Fuarlarını hep kıymetli bulmuşumdur. Tüketicilerin beklenti ve ihtiyaçlarını, üreticilerin becerileriyle buluşturduğu ve bunu farklı kültürlerin, mutfakların gerçekleriyle örtüştürdüğü için. 

Anuga Almanya’nın Köln kentinde yapılıyor, bu sene de 9-13 Ekim tarihleri arasında gerçekleşti. Fuarda pandemi sonrasında gıda konusunda yaşanan değişim ve dönüşümler sergilendi. Dünyanın her yerinden katılımcılar vardı. Peru’dan Sudan’dan, Arabistan’dan … Bu yaygın katılım gıdanın stratejik öneminin bir göstergesi ve yeni dönemde gıda ticaretinin daha global olacağının bir göstergesidir.

İki yılda bir yapılan bu önemli fuarda bu sene tabii pandeminin etkileri vardı; ilki alanda yapılan düzenlemeler, ikincisi de hibrit fuarların dünyadaki ilk önemli örneklerinden biri olması. 

Ali Ekber Bey Dünya gazatesindeki köşesinde bu senenin fuarını aktarırken önce fiziksel katılımcılar için alanda yapılan düzenlemelerden bahsetmiş; mesafenin korunabilmesi için koridorlar 5 metre genişlikte tutulmuş ve katılımcılar kendi stantlarına göre eleman bulunduruyormuş. Geçmişe kıyasla katılımcı firma sayısına kısıtlama getirilmiş; 2019 yılında 8bin civarında katılımcı varken bu yıl neredeyse yarı yarıya azalmış, 4600 firma katılmış. Bu sene Türk gıda sektörü Anuga’da katılımcı firma sayısı büyüklüğünde 4. olmuş. İstanbul Ticaret Odası’nın organizasyonu ile Türkiye’den yaklaşık 300 firma fuarda yer alırken Almanya’dan Türk firmaları da fuara katılmış. Biz ise Superfresh markamızla katıldık.

Anuga Gıda Fuarı, Almanya. 2021.

Bu arada fuara girişte isme özel kartlar, mobil uygulamaya yüklenerek aşı pasaportu ile birlikte geçerli hale gelecek şekilde hazırlanmış. Yani giriş için iki doz aşı gerek.

Bir de fuarın [email protected] adı verilen sanal formatı yüz yüze fuarla eş zamanlı gerçekleştirildi. Bu önemli bir gelişme. Bu senenin teması dönüşüm olarak belirlenmiş.

Ali Ekber bey yazısında gözlemlerini dokuz başlıkta derlemiş, ilki yüksek gıda fiyatları, herkesin ortak sorunu hammadde fiyatları, navlun ücretlerindeki büyük artışlar ve bunların gıda fiyatlarına yansıtılmak zorunda kalınması… Navlun fiyatları o kadar yüksek ki, bazı ürünlerin kendi fiyatı daha ucuz. Ayçiçek yağı fiyatı da çok konuşuldu, talep artışını karşılayacak yeterli üretim olmadığından fiyatlar yükseliyor.

İkinci ve üçüncü notu ise bitki bazlı ürünlerin artışı ve vegan pazarının büyümesi hakkında.İki yıl önce fuarda et yerine bitkisel ürünlerden elde edilen et ürünlerinin olduğunu ama bu sene bu ürünlerin çok daha arttığını ve bunların organik sunumlarının da artış trendinde olduğu. Yani “sütsüz peynirler ve etsiz köftelerin” sayısı artıyor. Mesela yazısında bahsettiği Magda Yoğurt şirketinin hikayesi de ilginç. Şirket 1924 yılından beri yoğurt üretiyor, ama üçüncü kuşak ile birlikte radikal bir değişikliğe gidiyorlar ve hayvan sütü yerine hindistan cevizi sütü ve diğer bitkisel ürünleri kullanmaya başlıyorlar. Şimdi ise Avrupa Birliği tarafından fonlanan şirket hindistan cevizi sütü, badem, fındık, mango gibi tamamen bitkisel ürünlerden yoğurt, tatlı, krema üretiyorlar.

Bu trend adetimiz veçhile her fuar gezisinden sonra katılan arkadaşlarımızın hazırladığı bizim Goya raporlarında da doğrulanıyor: Alternatif proteinler öne çıkan trend olarak göze çarpıyor. Tüketicilerin artan hayvani olmayan (etsiz) ama lezzetli ürün taleplerine gıda teknolojisinin de gelişmesi ile laboratuvarda üretilen, mayalandırılan inovasyonlar cevap veriyor. Etsiz et formunda ürünler hem lezzet hem de içerik olarak tüketicilerin beklentisini karşılamak konusunda artık iddialı. Bir süredir gıda sektöründe etkin olan nebati, bitki bazlı ürün çeşitliliği giderek güçlenen bir trend olmayı sürdürüyor; hatta kendini şımartmak, iyi beslenmek, keyif almak gibi motivasyonları da barındıran yeni bir akım halinde gelişiyor. Örnekler: karnabahar temelli peynir, sebze temelli dürüm ekmekleri, trüfden havyar, vegan püre, falafel kraker vb.

Ali Ekber bey’in diğer bir gözlemi organik ürünlere yönelimin artışı. Organik ürünlere ayrılan alanların her fuarda arttığını gözlemlediğini söylüyor ve kendisinin de belirttiği gibi birçok araştırmada okuduğumuz üzere pandemiden sonra organik ürün talebi ve buna bağlı olarak üretiminde ciddi artış oldu.

Beşinci gözlem konusu ise gıdadaki dönüşüm, zaten fuarın  ana teması da dönüşüm demiştik. Burada iki yönlü dönüşümden bahsediliyor: teknolojik değişim ve öze dönüş. Gıda üretiminde teknoloji yoğun kullanılmaya başlandı. Bir de ürünün kendisi organik, vegan ve yerele doğru bir dönüşüm içine girdi. Ali Ekber bey bu konuyu pekiştirmek için “gıda ürünleri üretim yeri, geçmişi, kültürü, hikayesi ile birlikte tüketiciye sunuluyor” diyor. Bu bana Şok Marketler olarak 2019da başlattığımız “Tarladan Sofraya tarım hareketinin” ne kadar doğru olduğunu bir kez daha ispatlamış oldu. Hem yerel tarımı destekliyor, hem de tüketicimize nereden geldiğini ve kalitesini bildiğimiz ürünleri sunuyoruz.

Altıncı maddenin konusu ise  ise Çin’in fuarda yer almaması. “Bu bir eksiklik” diyor Ali Ekber bey. Sinovac aşısı kabul edilmediği veya 21 gün karantina şartı olduğu için bu sene fuara Çin’den katılım olmamış. Keza Afrika ülkelerinden de aynı şekilde. Bu ise ülkemizden makarna ihracatı yapan firmalar için olumsuz olmuş.

Yedinci madde de ise İtalyan mutfağından bahsetmiş. Fuara katılımcı sayısı en fazla olan ülke olan İtalya standlarında bildiğimiz makarna, zeytinyağı, pizza gibi ürünlerin yanı sıra çok sayıda mantar da varmış. Hatta özel bölümlerde sergilenen ve kilosu 5bin Avro seviyelerinde olan trüf mantarları bile mevcutmuş. Türkiye’de de aslında mantar konusunda büyük bir potansiyel olduğunu ve bunu değerlendiremediğine vurgu yapmış.

Sekizinci maddenin içeriği inovatif yani yenilikçi ürünler; Ali Ekber beyin sözünü ettiği yeşil domatesten yapılan ketçap da çok ilginç. Bir de alkolsüz içecekler oldukça çeşitlenmeye ve öne çıkmaya başlamış. İçinde alkol barındırmayan; bira, rom, şarap vb ürünler öne çıkıyor artık..

Goya notlarımıza dönersem, burada da ilginç notlar var:

  • Mood Marketing yeni yükselen trend olacağa benziyor. Haleti ruhuyenize göre içecekler yapılmış; modunuzu yükseltme, enerji verme, bağışıklığı güçlendirme gibi sağlık, beslenme yanı sıra duygusal faydaya odaklanan bir yaklaşım görünüyor. 
  • Ürünler alışılagelmiş formatları dışında farklı formatlarda tüketici kullanımına sunuluyor; cips şeklinde somon, kraker formatında falafel, buz küpü formunda pesto sos vb.

Sürdürülebilirlik konsepti ambalaj konusunda etkisini gösteriyor. Artık daha fazla üründe geri dönüşümlü malzeme kullanımı yaygınlaşmış.

  • Farklı gramajlarda ürünler, hem hane halkı düşük sayıda olan evlere, hem de cebindeki parasını kontrollü harcamak isteyenlere yönelik düşük gramajlı, tek kişilik porsiyonlar şeklinde anbalajlanarak önemli bir seçenek haline gelmiş.
  • Pişirilip dondurulmuş, 2-3 dakikada ısıtılarak yemeye hazır ürünler revaçta. Hem zaman kazandırıyor, hem de ister tavada, ister fırında veya mikrodalgada ısıtma seçeneği sunuyor. Tüketiciye sağladığı esneklik önemli tabi ki.

Tam bu noktada fuarda yer alan Superfresh markamızın ürünlerinin ihtiyaca cevap verir nitelikte olmasına çok menun oldum. Neler bu ürünler derseniz, Superfresh’in en yeni ve inovatif ürünlerinden birkaçını sayabilirim; ince kesim patatesler, dolgulu kroketler, falafel, taşfırında margarita pizzamız, pizza tostumuz var. Denemedinizse hararetle öneririm 😉.

Ali Ekber Yıldırım beyin sıraladığı son maddeye gelecek olursak hepimiz için oldukça önemli bir konudan, güzel memleketimizin bereketi, potansiyelinden ve bunu aslında daha iyi kullanabileceğimizden bahsediyor: Biz ağırlıklı olarak ürünleri hammadde olarak ihraç ediyoruz. Araştırma, geliştirme çalışmalarımız yeterli seviye ve yoğunlukta değil. Daha fazla katma değerli ürün ihracatı yapmamız gerekiyor. Türkiye için kuru meyveler, yaş meyve ve sebze, dondurulmuş gıdalar, makarna, bakliyat, zeytinyağı ve sair bitkisel yağlarda çok büyük fırsatlar var. Fakat biz daha tarımsal üretim boyutunu halledememişiz. Ürün çeşitliliği bakımından Avrupa’nın tümünden daha zengin olan Türkiye, bu zenginliğini değerlendirse Anuga’da en az İtalya, İspanya, Fransa kadar Türkiye de konuşulur, pazarda daha çok yeri olur. Doğru söze ne denir.

Tüm bu okuduklarımdan sonra diyebilirim ki; teknolojinin, gıdanın hasatından tüketimine kadar tüm süreçte en önemli unsur haline geldiğini görüyoruz. Yani; teknoloji artık tüketiciden uzakta değil aksine tüm gıda deneyiminin bir parçası halinde. Kanımca, bunun en büyük faydası kolay (convenient), sürdürülebilir (sustainable), sağlıklı ve kaliteli ürün ve süreçlerle tüketiciyi buluşturmak olacaktır. Çünkü son söz tüketicinin.

Ali Ekber beye bu. yazısı için teşekkür ederim. Yazıyı okuyabilmeniz için linki burada; www.tarimdunyasi.net/2021/10/13/gidada-artan-fiyatlar-buyuyen-vegan-pazari-ve-yenilikler/

Not: Açık kaynak niteliğindeki bu yazı yazar zikredilerek iktibas edilebilir. Telif gerektirmez

YORUM YAZIN